Blade Runner

2yuz de bunun üzerine yazarken mutlaka bloğumda da olmalı dediğim bir film.

1982 yapımı bir Ridley Scott filmi,

Phillip K. Dick‘ in bilimkurgu öyküsü

Do Androids Dream of Electric Sheep? “den uyarlandı. Ancak K. Dick bu film yapım aşamasındayken, yanlızca 20 dk sını gördü. Yazar yakın zamanda kalp krizi sonucu hayatını kaybetti(film yüzünden kalp krizi geçirmedi umarız.)

2yuzdeki yazımdan kopyaladım, utanmadan bi de burdan yayınladım——>
MORE HUMAN THAN HUMAN ” sloganıyla çok da güzel özetlenebilecek kopyalar, film boyunca gözlemlediğimiz üzere, gerçekten de insandan daha insan olabilme yetiyleriyle gerçek insanları ve yaşamı sorgulamamıza neden oluyor.
Hayata bağlılıkları ve aşk, intikam ve hüzün gibi duyguları en az insanlar kadar yoğun yaşayabilmeleri filmi izlediğim süreler boyunca(filmi en az 8 kez izlediğim için) beni her seferinde şaşkına çevirmiştir.

Deckard diye önümüze sunulan insan (ki burada da bir trick var) ot misali bir hayat yaşarken,kopyalarımız V misali ayaklanıp yaşama ayrıcalıklarını bir süre daha uzatmak için canla başla savaşıyorlar. Bu yolda insanları da öldürdüklerini görüp sinirlenirken, bir yandan bir kopyanın vurulup camların arasından yere düşüşünü görmek ve bir diğer kopyanın da evrenin güzelliklerini anlatırken ölmesi bizi üzüyor. İşte bu başarı, sevgili Phillip K. Dick ‘in romanından uyarlanmış bu filmin asıl başarısı.
b-runner.jpg
Bir kopyanın; insan tarafından yapılmış bir makinanın, insanda uyandırdığı hisleri size yaşatıyor(tıpkı bsg gibi).
Kendinizi vangelis in müzikleriyle birlikte filmin içinde bulmamanız, o postmodern şehir havasını adeta solumamanız ve Rachel ya da Roy için üzülmemeniz neredeyse imkansız oluyor.

Filmi ,yönetmenin kurgusundan izleyenler çok iyi bilir ki, filmin sonunda, bir kez daha dumura uğruyor, bakış açınızı frene basıp, direksiyonu kırıp, 180 derece bir dönüşle değiştiriyorsunuz ve bu olduktan sonra artık neden Blade Runner ‘ın tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olduğunu, bu filmin en iyi film anketlerinde niye boyuna ilk beşe girdiğini anlıyorsunuz.

dikkat edilmesi gereken hususlar,
postmodern şehir ;;;her ırktan ve milliyetden insan barından şehirde, her dil de barınırken, filmde ayrıca ingilizceye çok benzeyen ama kurgulanmış bir ortak lisanın konuşulduğunu da farkedebilirsiniz.

kopya anılar ;;; eternal sunshine daha vitaminken Phillip K. Dick anılarla oynuyordu şaka bir yana, filmde her kopya için hazırlanmış anılar var,anıların kopyaların hayata adapte olması için özellikle seçilmiş olmaları ve yaratılan karaktere uygun anıların yüklenmesi de çok güzel, takdir ettik.

Tyrell’ın gökdeleni ;;;; metropolis teki gökdelenle benzerliğe dikkat.

Çinli göz tüccarı ;;;; çinli göz satıcı sadece karakter ve meslek olarak de ilginç değil mi? sırf bu yüzden yazasım geldi: )

Vangelis ‘in mük-kem-mel soundtrack’i;;;;mutlaka dinleyin, tek kelimeyle müthiş, filme cuk diye oturuyor, insanın tüylerini diken diken ediyor.başka bi şi demiyor, noktayı burada koyuyorum efendim.

sf-blade.jpg nexus1.jpg

~~~~DipNotlarrrrrr~~~~aklıma gelenler~~~~

***Philip K. Dick’ ten başka neler uyarlanmadı ki? ~”I, Robot” ve “Total Recall” bunlara en güzel örnekler; özellikle “Gerçeğe Çağrı” beni yerime mıhlatma derecesinde korkutur nedense ve öyküsü çok ilginçtir.

*** Bu filmi rica edeceğim yönetmenin kurgusu versiyonundan izleyiniz, bu güzellikten kendinizi mahrum bırakmayınız.

***Samet ben filmin dvdsini alcam, sana da kopyalar veririm ama sen de cd yi bulursan kopyala bana ver:D:):):):

***Battlestar Galactica’nın Admiral Adama’sı var ya Edward James Olmos ; kendisi bu filmde dedektifi oynuyor. (locutus, teşekkür ederim bana Gaff karakterinin dedektif olduğunu söylediğin için: ) )

~ by Aysegul Doğan on June 2, 2007.

3 Responses to “Blade Runner”

  1. dur şimdi okumayayım bu yazıyı filmi izleyince işallah yazarım yorumu. birileri blade runner diye pink panteri kilitlemişti bize ama artık neyyyyyyyyyyssseeeeeeeeeee :D

  2. tears in rain ile kapanışı tüyleri diken diken eder, dönem değiştiren filmlerden, severim.

  3. bir sey degil ;)

Leave a Reply