Otomatik Portakal Etkisi

Otomatik Portakal etkisi, bir durumu bir şekilde yorumladıktan sonra, aslında yorumladığınız şeyin tam tersinin doğru olduğunu anlamanızla girdiğiniz ufak çaplı şok durumunda kullanılır.

Otomatik Portakal bu tür çelişkilerle doludur. Herşeyden önce Alex’le başlayayım. Mavi gözleri, yumuşak sjff_03_img1220.jpgsesi, elindeki süt bardağı ve masum ifadesiyle adeta  bir bebek gibi görünen Alex, aslında en çok zevk aldığı şey, 3 arkadaşı ile sokaklarda terör estirmek olan “evlerden ırak olsun” bir insan. (1.OPE) Hayatının merkezini şiddet, seks ve hırsızlık oluşturuyor. Ama bir gün arkadaşlarından yediği bir kazıkla kendini hapiste buluyor. Burada Alex’in İncil’i okuduğunu görünce, ulan adama bak, doğru yola döndü derken, aslında kendini İsa’ya işkence ederken hayal ettiğini görünce dumura uğruyorsunuz.(2. OPE)

Sonra Alex hapisten erken çıkmak için deneysel bir tedavi yönteminin deneği olmayı kabul ediyor. Ama bu tedavi sonrasında Alex (ondan en çok nefret ettiğiniz zamanda) aklından kötülük geçmeyen, tamamen masum bir “insana” dönüşüyor(3.OPE). Hatta onun çılgınlığının sembolü olan sevgili yoldaşı Beethoven’ın 9. senfonisini bile dinleyemez oluyor. Alex süt dökmüş kediye dönüyor. Alex’e acımaya, onu anlamaya ve sevmeye başlıyorsunuz.  Fakat bu sefer de geçmişinde yaptığı hatalar onun yakasına yapışıyor. Felç ettiği adam başta, herkes Alex’ten intikam almaya başlıyor, buna ailesi de dahil olmak üzere. Bu intikam seanslarından birinde, Alex, kendini, şiddeti çağrıştıran herşeyden kaçma çabasıyla, evin penceresinden dışarı atıyor ve her yerinin kırılıp dökülmesi (doğal) sonucuyla hastaneye kaldırılıyor.Bu kazadan sonra insanlar Alex’in artık iyi bir insan olduğunu anlıyor ve onu affediyor, baş tacı ediyorlar. Bu noktada Alex’in kazanın etkisiyle tekrar eski kötülüğüne döndüğünü görüyoruz ve filmin son dumurunu yaşarken, film bitiyor.(4. OPE)

Kısaca bu dumurlara ben Otomatik Portakal Etkisi diyorum çünkü hiç bir filmin bu dumur durumunu daha iyi yaşattığına rastlamadım şimdiye dek. Hatta Fight Club’ın sonuna doğru bile dumura uğrayınca, ohannesburg, otomatik portakal var bu filmde, amanın, şeklinde yorumladığım oldu.Kısaca benim için bir  ”generic name” oldu. ( bir grup şeyi grubun öncüsüyle anmak. ( bknz. kağıt mendil için selpak demek) op.jpg

Otomatik Portakal etkisi çok uzun sürebilir ya da bir şimşek çakması kadar kısa zamanda gerçekleşebilir. Bir anda feleğiniz şaşabilir. Bu da böyle bir Aysedune yaklaşımı. Hayırlı uğurlu olsun.

~ by Aysegul Doğan on August 31, 2007.

Leave a Reply